Kendi blogunu oluştur ;)
www.ahmetkayafan.com

Ahmet Kaya Fan

Ahmet Kaya'yı Linç Etmek

Malatya’da yaşanan vahşetin, Adapazarı’nda iki işçinin Ahmet Kaya tişörtü giydikleri için saldırıya uğramalarının, iki yıl önce Trabzon’daki linç girişiminin nedenlerini hiç düşündünüz mü? Böyle olayların yaşanmasına olanak sağlayan ortam nasıl oluşuyor?

Topluluklar için bazı temel değerler vardır, Bu değerler bu toplulukların hayatını oldukça derinden etkiliyor ve hayatlarına yön veriyor. Bu topluluğa ait insanlara kim oldukları sorulduğunda öncelikle bu değerlerle ifade ediyorlar kendilerini. Fakat nedense bu bireylerin büyük çoğunluğu bu değerlerinin doğruluğunu sorgulamayı hiç akla getirmiyor. Eğer bu değerler doğruysa; evrensel olması, yani zaman dilimine, coğrafyaya göre değişiklik göstermemesi gerekmez mi?

Üzerinde yaşadığımız bu topraklarda özellikle iki değer öne çıkıyor: Din ve milliyet. İnsanımız kendini ifade etmek için öncelikle bu iki değeri kullanıyor. Müslüman ve Türk olmak çok önemli toplumumuz için. Bu iki özelliğe sahip olmayanlar hemen ikinci plana itiliveriyor. Hatta o kadar ikinci plana itiliyorlar ki, onlara yapılan her türlü saldırı toplumun belli kesimi tarafından haklı bulunuyor. Hrant Dink suikastı veya yurdun dört bir yanından gelen linç haberleri bunun en çarpıcı örnekleri. Temel değerlerin evrenselliğini sorgulamak gerektiğini vurgulayalım bir daha.

Peki, bizim temel değerlerimiz evrensel midir? Hayır. Her iki değerimiz de coğrafyaya göre değişiyor. Eğer bugün bu değerleri sorgusuz kabul eden kişiler çok değil, 100 km. daha ‘batı’da (Yunanistan) veya ‘doğu’da (Ermenistan) doğsalardı bugün ne yazık ki iki değere de sahip olamayacaklardı. Dolayısıyla Türkler dışındaki milletlere düşman olarak bakanlar, acaba o milliyetlerden birisine ait olarak dünyaya gelselerdi ne olacaktı? O zaman da Türklere mi düşman olacaklardı?

Aynı durum din için de geçerli. Bugün Müslüman olan biri başka bir toplumda dünyaya gelseydi belki de azılı bir İslam düşmanı olacaktı. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, temel değerler olarak ortaya çıkan her iki değerin de bireyler tarafından özgürce seçilmiş olmayışı. Yani bireyler, bu değerlere belli bir sorgulama süreci sonunda ulaşmıyor. Doğduklarında TC kimlik numarası gibi bu değerler de kişilere zerk ediliyor. Bu değerlere sahip olmaları tamamen şanstan ibaret oluyor. Kendilerine bunlar senin değerlerin deniliyor ve kimse de bunu sorgulamıyor. Peki, temel değerlerin tamamen şansa bağlı belirlenmesi doğru mu? Elbette hayır. İnsanların, hayatlarına yön veren değerli sorgulayarak bulması, bunların evrensel olmasına dikkat etmesi gerekmez mi?

Şimdi olaya başka pencereden bakalım. Dünyada birçok toplum için de aslında bu durum geçerli. Yani din ve milliyetçilik temel değerler olarak ortaya çıkıyor. Bizdeki kadar yoğun olmasa da bu gerçeklik yadsınamaz. Demek ki onların temel değerleri için de aynı durum söz konusu. İnsanlar, doğdukları coğrafyaya göre belli değerlere sahip oluyor ve buna göre yaşıyor. Bu durumda dünya halklarının kendine temel değer olarak belirlediği değerler hiç de evrensel değil.Ve bugün dünyada yaşanan problemlerin temel nedeni de bu. Topluluklar kendilerine evrensel olmayan değerler benimsemiş. Değerler evrensel olmadıkları için de, iletişime geçen topluluklar mecburen çatışıyor. Hâlbuki enternasyonalizmi ve işçi sınıfının emekçilerin tüm dünyada ortak çıkarları olduğu gerçeğini temel değer olarak benimsemek, çatışmanın yönünü de değiştirecektir. Bu makbul bir çatışmadır, bir avuç sömürücüye karşı insanlığın kurtuluşu çatışmasıdır.

Nazım Baki
Red Dergisi, temmuz sayısı